Hüseyin's profilekız dediğin istanbul gib...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    November 01

    B.S.T.K

    B.S.T.K

             ıÜü
    LİMON ÇİÇEKLERİ


    Sen, benim Akdeniz’in limon bahçelerinde
    büyüdüğümü bilirsin.
    Limon ağaçları narindir.
    Çiçekleri de öyle.
    Minicik beyaz yaprakları vardır umut dolu.
    Emek verirsen yeterince, meyveye dönüşeceklerdir.
    Seversin onları, sularsın.
    İlaçlar, gübrelersin.
    Gözün gibi, kızın gibi bakarsın onlara.
    Senin benim gibi konuşmazlar.
    Ama onların da dilleri vardır anlayana.
    Çok su verirsen çürür, suyu esirgersen kururlar.
    Korumazsan böcekten, haşarattan hastalanır hatta ölürler.
    Onyedisinde bir gelin gibi ürkektir onlar.
    Üstelik savunmasız.
    Bir o kadar da vermeye hazır.

    Ama dedim ya...
    Emek ister, sabır ister,
    yürek ister, en önemlisi sevgi ister onlar.

    Bir fidanın meyveye dönmesi yıllarını alır insanın.
    Çocuğun gibidirler.
    Kuruyan yaprakları yüzünden korkular kaplar yüreğini.
    Her sabah bir bir kucaklarsın ağaçları adeta.
    Onları görmeden geçen bir tek günün bile tadı yoktur.

    Bir de Güney’in dolusu vardır. Denk geldin mi bilmem.
    Verirsin emeği,sabrı,yüreği..
    Çiçeklenir bahçen bir gelin kadar beyaz.
    Ve bir gün bakarsın gökyüzü kararır.
    Hiddetlenir, öfke bağırır gümbür, gümbür.
    Gelin kız korkar. Sen korkarsın ama ne çare.
    Dolu taneleri vurur da vurur küçük, beyaz çiçeklere.
    Sabrın meyveleri ölür.. Sen ölürsün ardı sıra.

    İŞTE SEN; BENİM VURGUNUMSUM BİRTANEM.
    YAĞAN ACIMASIZ DOLU TANELERİ KADAR AĞIR,
    ÖLÜM KADAR HAFİF.

    Doludan sonra umut kalır
    gözlerinden yüreğine giden uzun yolda.
    Yeniden başlarsın yitirdiklerini unutmak için.
    “Bir yıl daha” dersin.
    “Bir yıl daha. Seneye kadar biraz daha sabırdan ne çıkar.”
    Ağaçlar hâlâ dimdik, sımsıkı toprağa sarılmış
    gelecek mevsimi bekler korkulardan arınıp.
    Sen de öyle...

    Daha beteri de vardır güney’in gecelerinde.
    Sana umudu da çok görür, bilir misin?
    Dona çeker havası.
    Toprak sıkışır, sıkışır, sıkışır...
    Nefes aldırmaz emeğine, sevgine.
    O yıl meyveye dönecektir yüreğin belki de
    yıllar sonra ilk kez.
    Ah...
    Ne çaresizliktir o...
    Eğer bilememişsen doğanın ne söylediğini,
    anlamamışsan iklimin dilinden ve
    ısıtmaya koşmamışsan bahçeni,
    ateşler yakıp toprağı gevşetmeyi akıl etmemişsen...
    Kan çekilmeye başlar yüreğinden damla damla...
    Hem onun hem senin.
    Kararır kökler, dallar.
    Karasından anlarsın olan biteni ve karalar bağlarsın.

    İşte güney'in donu vurdu mu artık umut yoktur.
    Bu gerçekten de ölmektir.

    Sen benim sevgimdin emek verdiğim..
    Sabrımdın.
    Yüreğimdin.
    Ben doğanın dilini bilemedim.
    Dinlemedi beni hiç... Anlatamadım.
    Konuşmadı benimle. Anlayamadım.

    Don vurdu 23. yılında emeğimi
    Kan çekildi sevgimden
    Durdu sabrım..
    Yüreğim vurgun yemişten beter..

    İŞTE SEN; BENİM FELAKETİMSİN,
    YOK OLUŞUM BİRTANEM.

    Bu yüzden gitmeni istedim.
    Şimdi bende kalan ne varsa; serpiştirili ardın sıra.
    Gözyaşlarını görürsen dönüp ardına baktığında
    Yüreğinde dizeler sıralanırsa kendiliğinden, sevgiye dair.
    Rüzgârın sessizliğinde hüznü duyarsan
    Beni hatırla ne olur.
    Çünkü artık, sendeki sevgi, hüzün, gözyaşı ve sevgiyim ben.

    Bir tek limon çiçeği var sende olmayan
    Eğer bir gün onlarla tanışırsan
    Benim için topla olur mu?

    Benim sana veremediğim ne varsa
    mutluluk adına, huzur adına
    tümünü senin için diliyorum.
    Birtanem.
    Yolun açık olsun!